ADALET NEREDE?

 

 

Adalet sadece mahkeme kapılarında olmaz.

Her inanan, her vatanını seven insanın sarılması ve savunması gereken bir kavram.

Sarılmak ve savunmak yetmiyor uygulamak ve uygulatmakta gerekli.

Her zaman yazdık durduk kuvvetler bağımsızlığı diye.

Ama kimin umurunda?!

Ya ‘ atı alan Üsküdar’ı geçti’  ya da ‘at binenin kılıç kuşanın’ oldu.

Kimse ” Bu yaptığım doğru mu? Bu benim hakkım mı? ” demedi. Herkes gemisini yürütmeye çalıştı.

Bunun adı da gözü açıklık olarak değerlendirildi.

Gaziantep Üniversitesi’nde taziye mesajı yayınlanıyor. Vefat eden kişinin üniversitede çalışın ve etkin noktalarda olan 4 yakını olduğunu gördük.

Akrabanızı koruyun kollayın mesajlı ayet yanlış anlaşılmış olsa gerek.

Bir göreve gelen hemen sağını solunu akrabalarıyla, köylüleriyle, hemşerileriyle doldurmaya çalışıyor.

Bu bir Emevi zihniyetidir ve günümüze kadar taşınmıştır.

Adaletin önündeki en büyük engel bu zihniyettir.

Adaleti olmayanın hiçbir faaliyeti doğru eksende değildir.

Dinimizde, devletimizde, toplumsal yaşantımızda adalet temelli ilkelere dayanmaktadır.

Bir misal vereyim:

Nice üniversitede okuyan dar gelirli çocuklarımız var. Devlet onlara yardım ediyor bunu inkâr etmek olmaz. Kredi veriyor ama faizli. Bu şu anlama geliyor: Bu gençlerin gelecekleri ipotek altına alınmış oluyor. Genç o krediyi alsa bir türlü almasa bir türlü.

Okul bittiğinde ise iş yok. Karanlık bir gelecek. Üniversiteyi bitiren nice gençlerimiz asgari ücretli bir işe bile razı. Ama bu da mümkün olamıyor.

Kredi faizlendikçe faizleniyor. Yükü boyunu geçiyor.

Devlet insafa geliyor ve ödeme kolaylığı yapılandırması yapıyor.

Devlet olaya el koydu denilince biz bu kredilerin af edileceğini sanıyoruz ama önümüze gelen katmerli bir borç. İstenende ödeme taahhüdü.

“ Ödeyeceksin vatandaş! Alınca iyide ödemeye gelince mi zoruna gidiyor?” deniliyor. Yalnız gözden kaçan bu alınan kredinin okuyabilme-eğitim yapabilme kredisi olduğudur.

Bu tür yaklaşım ve politikaların sonucunda da gençlerimiz yurt dışına gidiyor-kaçıyor, oralara yerleşiyor. Bunun adı beyin göçü değil midir?

Ne yapsın? Başka çaresi mi var?

Ülkesinde iş yok, gelecek yok, adaletli işe girebilme zemini yok.

Bu gençlerin göç etmesi ülkemiz için sayısal bir sorun oluşturmuyor. Çünkü bu gençlerin boşalttığı parklar, kafeler, deniz sahilleri vs. Suriyeli Araplarla, Afganlılarla, Afrikalılarla hemen dolduruluyor.

Ülkemize dolan-doldurulan bu insanlar nüfus yapısını ve dengesini ciddi anlamda bozacak bir hale geldi. Üniversitelerde okuyorlar, iş bulabiliyorlar. İş bulamayanında üstünde devletimizin şefkatli elleri eksik olmuyor.

Ensar –muhacir benzetmesi ile milyonlar benim ülkemde yerleşik hayata geçti.

Aile hekimliklerine ve hastane kayıtlarına bakılsın acı gerçekler görülecektir. Her yıl gebe kalan Suriyeliler var. Ülkemizde doğan Suriyeli sayısı yüzbinlerle ifade ediliyor.

Vergi veren, askerlik yapan, bu ülke için şehit olmuş olan Türk halkı göz ardı ediliyor. Varsa da Suriyeli göçmenler yoksa da Suriyeli göçmenler deniliyor.

Bu yanlıştır. Bunlar ülkesine derhal gönderilmelidir.

Daha sonra adalet kavramını konuşalım.

Naçizane hatırlatmak istedim.

Selam ve dua ile.

 

 

 

Hakkında: Tuncay Altun

Tuncay Altun

Kontrol Ediliyor

SUYU ISITAMIYORSAN SOĞUTMA BARİ

SUYU ISITAMIYORSAN SOĞUTMA BARİ   Birazda gönül sohbeti yapalım. Sıkça post kavgası yapanlara tanık oluyoruz. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir