SAYIN MANSUR YAVAŞ’TAN AŞURE İSTEMEK

SAYIN MANSUR YAVAŞ’TAN AŞURE İSTEMEK

Kamil fakir bir babanın oğludur. Dedesi Kemal kendircilik yapar ailece kendir soyarak geçinirlerdi. 21 Ocak Cuma günü de, 14 yaşındaki Kamil annesiyle beraber dedesinin yanından çalışmadan geliyordu. O esnada Kozanlı tarafından gelen 3 Fransız askeri kadının yoluna çıkarak sarkıntılıkta bulunuyor. Kadının peçesini açmak istiyorlar. Anne oğlundan bağırarak “ Kamil yetiş!..” diyor. Kamil yerden bir taş alarak öndeki askere vuruyor.  Fransız askeri Kamil’i süngüleyerek şehit eder.

Bu olayı neden anlattım dersiniz…

Biraz tarihi hatırlayıp ondan ders çıkartalım istedim.

Bizim örfümüzde, âdetimizde, töremizde kadın kutsaldır. Dokunulamaz onlara.

Ona dokunmak isteyen eli silahlı Fransız, İngiliz, Yunan askeri olduğunda, çocuk yaştakilerin bile bir şahin gibi onların üzerine hücum etmesi…

Günümüzde milli hassasiyetten uzak, maneviyattan yoksun kişilerin bacılarımıza, kızlarımıza, annelerimize, eşlerimize ağza alınmayacak şekilde laf söylemesi, tacizde bulunması ve diğerlerinin buna sessiz ve kayıtsız kalması toplum olarak ne kadar çürüdüğümüzün göstergesidir.

Geçenlerde bir kız evladımız Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mansur Yavaş’tan aşure istemesi olayını hatırlayayım.

Kendinizi bilmez bir kişinin o kız evladımızı sanal ortamdan gayri ahlaki bir şekilde tehdit etmesi ve ağza alınmayacak kelimeler söylemesi halk arasında gerginliğe neden oldu.

Sayın Mansur Yavaş görevini layıkıyla yapan bir belediye başkanı. Halkın teveccühü ile o koltuğa oturdu. Yaptığı hizmetler ile de halk arasında takdir topluyor.

Nasıl bir anlayış ki bu başarılı ve vatansever başkandan yardım istemek taciz nedeni oluyor?

Bir gün eski Cumhurbaşkanlarımızdan Süleyman Demirel miting alanında konuşuyor. Önlerde bir çocuk eline rahmetli Bülent Ecevit’in resmini almış ve sallıyor.

Demirel bu çocuğu görür ve yanına çıkartır. O resmi yanında sallamasına müsaade eder ve o çocuğa sevecen davranır. Bu durum gazetecilerin kameralarına takılır.

Hoş görü, ötekileştirmemek eskide kaldı galiba.

Partilerin liderlerini TV ekranlarında birbirleriyle tartıştıkları programları iple çekerdik. Birbirleriyle gayet nazik ve seviyeli konuşmalarına tanık olurduk.

Tepede olan bu seviye ve ılıman davranışlar halk arasına da yansımıştı.

Şimdi böyle mi?

Tepelerdeki ötekileştiren ve gerginleştiren dil, halk arasında yukarıda anlattığım gibi karşılık buluyor.

Kuvayi Milliye ruhu ile bu bağımsız devleti kurabildik. Yokluk ve açlık ile mücadele eden bir milletin var oluş mücadelesini göz ardı etmek, onu sıradan göstermek hatta keşke olmasaydı demek nasıl bir akıl tutulmasıdır, anlamak mümkün değil.

Bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine el konulmuş, bütün askerleri terhis edilmiş bir devlet düşünün.

Sanayi de en geri kalmış ülkeler arasında…

Halkı cephelerde kırılmış, açlık ve sefalet diz boyu…

Gazi Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları bu manzaraya ve bütün engellemelere rağmen sine-i millete dönerek bir kurtuluş mücadelesi başlatmışlardır.

Ve kazanılan bir savaş…

Ve kurulan bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti.

Bundan kim rahatsız olur ki?

Konumuza dönelim, Ankara’nın başarılı ve mütevazı büyük şehir belediye başkanı Sayın Mansur Yavaş, senin elinden aşure yemek bir nasip işi olsa gerek.

En yakın zamanda gelip bir kâse aşurenizi yemek isterim.

Gaflet uykusundan uyanmamız dileğiyle.

Esenlikler.

Hakkında: Tuncay Altun

Tuncay Altun

Kontrol Ediliyor

SUYU ISITAMIYORSAN SOĞUTMA BARİ

SUYU ISITAMIYORSAN SOĞUTMA BARİ   Birazda gönül sohbeti yapalım. Sıkça post kavgası yapanlara tanık oluyoruz. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir