Arife Ulusoy: “Malım olduğu için ortaya çıkmadım. Ben Hünkarın sevgisiyle ortaya çıktım.”

Eylül 2016 da Sivas Eğri Köprü Dergisi sahibi Tuncay Altun, Arife Anne ile güzel bir röportaj yapmıştı. Canlarımıza faydası olur maksadıyla bu röportajı yayınlıyoruz.

 

 

Hacı Bektaş’a uğradık. İnsanların akınına uğrayan Arife Anne ile görüştük. Sağ olsun bizi kırmadı ve dergimiz için kısada olsa bir röportaj verdi.

Biz sorduk. O da samimi bir şekilde cevap verdi.

Ama bizi üzen bir olay oldu: 80 yaşında olan Arife Anne hala topluma hizmet etme gayretinde. Bunun içinde evinin hemen önündeki arsasına bir Cem Evi yatırarak kendisinden sonrakilere bir hatıra bırakmak istiyor. İnsanımız biraz duyarsız diye düşünüyoruz. Yapılan bu Cem Evinin hala mantolaması ve dış cephesi bitmemiş. Bu yapılmayınca da oturma izni alınamıyormuş.

Yardımseverlerden yardım bekleniyor.

 

Arife Anne İstiklal Savaşı öncesi Atatürk buraya gelmiş. Amacı neymiş? Burada neler yapmış?

 

Ben Hacı Bektaş dergâhından Ahmet Cemalettin Çelebi efendinin geliniyim.86 yaşındayım. Cemalettin Efendi kendi büyük gelinine eline öptürmüş ve gelinim senden geleceğim demiş. Buradan eşim dünyaya gelmiş. Hamdullah Efendi oğlu eşim Cemalettin efendide torunuymuş. Büyük Cemalettin Efendi dergâhın içinde yatarmış. Atatürk ile bir araya gelmişler. Uzun uzun sohbetleri ve istişareleri olmuş. Atatürk Hacıbektaş ta bulunan bir evde büyük Cemalettin Efendi ile 3 gün bir arada kalmış. Yeni kurulacak devletin ismi burada konmuş. Manevi izin burada alınmış.

Daha sonraları Ahmet Cemalettin Çelebi efendiye Atatürk siz büyük adamsınız sizin soyadınız ULUSOY olsun demiş. Böylece soyadımız ULUSOY oldu. Atatürk gittikten sonra da Cemalettin Efendi Tokat ve Sivas tarafına giderek gönüllü asker toplamış. Burada halka yaptığı konuşmalarla onları ikna etmiştir. Eskiden araba yok, ulaşım aracı yokmuş. Cemalettin Efendinin peşine binlerce insan takılmış. Yürüyerek yola çıkımışlar.5 köy geçmişler.6. köyde toplanan bu askerleri konaklatmışlar. Ama  yiyecek yok. Köylüler evinde ne bulduysa getirmişler. Buradan istikamet Erzurum imiş.

Askerlerin elinde öyle büyük silahlarda yok. Kiminin elinde kılıç kiminin elinde bıçak varmış. Erzurum’da düşman Atatürk’e ‘Biz seninle savaşamıyoruz. Top atıyoruz geri dönüyor, kurşun atıyoruz geri dönüyor demiş. Şu yeşil sarıklı adamı oradan çek ki biz seninle harp edebilelim’ demiş.

O da ‘pirim sen postunda otur ve bize dua et. Askerini bana teslim et’ demiş. o da askeri Atatürk e teslim etmiş ve fayton ile geri gelmiş.

 

Büyük Cemal Efendi’nin saray ile irtibatı varmış. Görevleri varmış. Bunlar nelerdi?

 

O faytonla da Cemal Efendi padişahların kılıcını kuşatmaya gidermiş. Padişah vefat edince yerine oturana Cemalettin Efendi giderek o töreni kendisi bizzat yaparmış. Padişahlardan bir tanesi bu gelen kim? Bizim kılıcımızı kuşatmaya geliyor demiş. Cemalettin Efendiyi denemek için eşiğinin bir tarafına ekmek bir tarafına da Kur’an-ı Kerim koydurmuş.

Cemalettin efendiye durum ayan olmuş. Hemen onlara biz iki şeyi çiğnemeyiz birincisi Kur’an’ımız ikincisi ekmeğimiz, eşikten kaldırın ki atlayayım demiş. Bunun üzerine padişah Cemalettin Efendiye senin peşindeyim diyor. Padişah Cemal efendiye fayton hediye ediyor.

 

Atatürk ile ilgili başka anlatacaklarınız var mı?

 

Türkiye’miz itikat ile kurtuldu. Bütün düşmanalar ülkemizin en derinliklerine kadar girmişti. Ama biz gönül birliği yaptık, itikadımızı güçlendirdik.

Atatürk buradan gittikten sonra Cemalettin Bey ona rüyanda ne görüyorsun demiş. Bugün rüyamda Deliktaş’tan geçerken elim kolum kana bulandı demiş. Cemalettin efendide kazandın zaferin hayırlı olsun demiş.

Atatürk Türbeye gitmiş dergâha yatmış. Hacı Bektaş’ı Veliye evladını bana rehber ettin ama sende bana yardımcı olacaksan ortaya çıkayım demiş.

Bir işaret gördü ki, desturunu aldı ki yola çıkmaya karar vermiş.

Erzurum da yatan şehitler hep buradan giden şehitler. İtikat ile oraya gittiler ve orada şehit düştüler.

O dönem Ruslar bizim askerlere yemek göndermek istemiş. Ama Cemal Efendi benim askerlerime yavan ekmek yedir ama kimsenin ekmeğini yedirme diye tembihte bulunmuş.

 

Cem Evi yaptırıyorsunuz. Bundan bahseder misiniz?

 

Bizim tuttuğumuz yol çok güzeldir. Sevgi, saygı üzerine kurulmuştur. Büyük sayılır, küçük sevilir. Hazreti Pir ‘incinsen de incitme’ diyor. Bizde öyle yapıyoruz. Hoş görü ile bakıyoruz.

1982 de eşimi kaybettim.1983 te bahçeye birlik odası yaptım. Cem evi yaptırdım. Altın fesim vardı. Onu bozdurdum ve buranın maliyetini karşıladım.

Eşimin bana vasiyeti vardı. Kapımı örtme, gelenim gidenim dışarıda kalmasın dedi. Bunun için burayı yaptırdım.

Evimin önünde bir arsamız vardı. Çocuklarımın da onayını alarak buraya yeni bir cem evi yaptırıyorum.

Yolumuz devam etsin, gönül kazanayım, kültürümüz yaşasın diye burayı yaptırıyorum.

Hünkârın muhipleri ve sevenlerinin destekleriyle bugüne kadar getirdik. Malım olduğu için ortaya çıkmadım. Ben Hünkârın sevgisiyle ortaya çıktım.

Daha tamamlayamadık. mantolama yapmadık. Bunu yapamayınca da oturum izni alamadık.

Yardım bekliyoruz. Kişimin gönlünden ne koparsa. Hünkâr yardımcısı olsun. Birlerine Rabbim bin versin.

 

Yanınıza gelen ziyaretçiler genelde nerelerden geliyor?

 

Yanımıza çok gelen oluyor. Yurt dışından yurt içinden geliyorlar. Eskiden Irak ve Suriye den gelenler bir hayli fazlaydı. Ama bu bölgede yaşanan sorunların fazla olması nedeniyle şimdilik oralardan gelen olmuyor.

İran’dan, Japonya’dan, ABD ‘den, Avrupa’nın birçok ülkesinden gelenler oluyor. Ülkemizin her köşesinden istisnasız gelenler bir hayli fazla. Şükürler olsun.

Bir kadın hasta olmuş. Karaciğerinden problemi var. Buraya gelmek istiyor. Hekimi gitme yolda kalırsın diyor. O kadın da kalırsam Hünkârın yolunda kalırım diyor ve geliyor. Ziyaretini yaptıktan sonra bu kadın geri döner ve doktoruna muayene olur.

Doktor ‘kızım sen ne yedin, içtin karaciğerindeki hastalık yok olmuş’ der. O kadında ‘ben Hacı Bektaş’a gitmiştim’ deyince, Doktor: ‘ kızım sana Hacı Bektaş bakmış, ilgilenmiş zaten’ demiş.

10, 15 sene çocuğu olmayanlar buraya gelir ama itikatla gelir. Bir de bakıyorsunuz ki o kişilerin çocuğu olmuş. Böyle olanları çok gördük. Halkımız gelip buraya dilekte bulunurlar, kurban adarlar. Bu bir itikattır.

 

Böyle büyük bir zatın türbesinin olduğu bir ile olan Hacı Bektaş gördüğümüz kadarıyla küçük kalmış. Size göre nedenleri nedir?

 

Hacı Bektaş’ın insanları tarla ekmezler, hayvancılık yapmazlar. Gelen misafirlere yönelik işler yaparlar. Yani bir tür turizm ile uğraşırlar. Zenginlerimiz sürekli dışarı göç ediyor. Fakirler ise burada kalıyor.

Başka yerlerde sular şelaleler de akıyor. Yolları geniş. Ama biz Kerbela gibi susuz kalıyoruz.

 

Son olarak mesajınız nedir?

 

Allah yolunda, peygamberin hizmetinde Ali’nin yarlığından ayrılmasınlar, Küçüğünü sevip büyüklerini saysınlar. Bu yollar itikatla gider. Canlar, kardeşler, muhipler benim siz tavsiyem budur ki: Bu yol sevgi üzerine kurulmuştur, sevgi ile devam etsin.

Eli kınalı gelinler eşsiz kalıyor, küçük yavrularımız şehit oluyor. Nedir ki derdimiz? Birleşelim silahlar sussun kalem konuşsun.

O anneler babalar evlatlarını vatan topraklarına sahip çıksın diye gönderiyor. Bu vatan çok büyük. Sevgi ile kurulmuş. Sevgi ile de devam etmelidir.

İnsanımız çok temiz. Allah’ını peygamberini biliyor. İbadetini biliyor. Bunların yüzü suyu hürmetine bu vatan ayakta duruyor.

Hakkında: admin

Avatar

Kontrol Ediliyor

2021 yılı ‘Hacı Bektaş Veli Yılı’ ilan edildi.

UNESCO, 2021 yılını ‘Hacı Bektaş Veli Yılı’ ilan etti. 2021 yılı Hacı Bektaş Veli’nin vefatının …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir